Alışveriş Sepetim

Şimdi Kim Kaldı İmroz'da

9786054640782

Serdar Korucu

Haziran 2022 - 304 Syf.

Etiket Fiyatı : 100.00 ₺

Stokta

Ege’nin ku¨çu¨k ama Tu¨rkiye’nin en bu¨yu¨k adası İmroz/Gökçeada, resmi görevliler hariç tamamı Rum nu¨fusu, kendi kendine yeten tarım, su¨ngercilik, hayvancılığı ve anakaraya uzaklığıyla bir vakitler neredeyse kapalı bir du¨nyadır. Ahalisi yoksulluklarına rağmen çocuklarının eğitimine bu¨yu¨k önem verir, coşkulu panayırlar, ayinler ve buluşmalarla belirginleşen adaya has ku¨ltu¨r ve geleneklerine du¨şku¨ndu¨r ve yu¨zyıllardan beri adanın ev sahipliği yaptığı irili ufaklı yu¨zlerce manastırın ve yetiştirdiği nice ruhbanın gösterdiği gibi dindardır. Yaklaşık 500 sene Osmanlı idaresinde kalan ada, Lozan Antlaşması’yla yerel katılıma dayalı özel bir yönetim şekli oluşturulması hu¨kmu¨yle Tu¨rkiye Cumhuriyeti’ne katılır. Ancak bu hu¨kmu¨n gereği hiçbir zaman yerine getirilmez ve İmroz, yeni adıyla Gökçeada, özellikle Kıbrıs meselesiyle birlikte Tu¨rk-Yunan geriliminin tam ortasına yerleşir. Artık İmroz, Azra Erhat’ın ifadesiyle “ilkçağ metinlerinde boyuna övu¨len ama du¨nyanın neresinde bulunduğu pek belli olmayan Mutlular Adası” değil, “Eritme Programı”nın devrede olduğu, açık cezaevi, devlet u¨retme çiftliği, yatılı öğretmen okulu ve jandarma er eğitim taburunun intikaliyle birlikte istimlakler, yerinden etmeler, tehdit, tecavu¨z ve cinayetler ile zorunlu iskân politikalarının meşum damgasını vurduğu bir operasyon sahası, Sevgi Soysal’ın ifadesiyle “ortası dikenli tellerle bölu¨nu¨vermiş bir özgu¨rlu¨k”u¨n yaşandığı bir “yasak bölge”dir.

Gazeteci ve yazar Serdar Korucu’nun hazırladığı “Şimdi Kim Kaldı İmroz’da,” 2020 sonbaharı ile 2022 yılı başına kadar Tu¨rkiye ve Yunanistan’daki dört yerde – İmroz/Gökçeada, İstanbul, Selanik ve Atina’da; konuşulan dört dilde – Tu¨rkçe, Rumca, İngilizce, Fransızca; 1960’lardan itibaren adada yaşananların, “ahalinin gidişinin” tanığı olan 28 İmrozlu göru¨şmeciyle yapılan mu¨lakatlardan oluşuyor. Bu mu¨lakatlarla okur hem İmroz’daki ‘eski’ hayatı hem de giden ve kalan İmrozluların arada kalmışlığını tecru¨be ederken, gerek devlet politikalarının ‘operasyon sahası’ndaki etkisini gerekse de dönemin basınına tahrif edilerek yansımış ve genel kamuoyunun algısını belirlemiş bazı vakaları bizzat yaşayanlarından dinleyebiliyor.

Bugu¨n yeniden u¨retilmiş ‘otantik’ kimliğiyle turistik bir merkeze d.nu¨şen Gökçeada’nın hâlâ yaşamakta direnen geçmişini, ku¨ltu¨ru¨nu¨ ve umudunu hatırlamak için… “Olan olmuş, ne olur?” denilmesin. Unutulmasın. Tarih olsun, diye.