Aliya: Bir Toplu Göçün Öyküsü (1946-1949)

Rıfat N. Bali
Subat 03
479 syf
9789750500985
36,50TL/Ad KDV Dahil
33,80TL+ %8KDV
Rıfat N. Bali’nin yazdığı Cumhuriyet Yıllarında Türkiye Yahudileri dizisinin ilk cildi, 1923-1945 dönemindeki sistematik Türkleştirme siyaseti ve Türklerle Yahudiler arasındaki gerilimli ilişki üzerineydi. Elinizdeki kitap, 1946-1949 dönemini kapsıyor ve
Rıfat N. Bali’nin yazdığı Cumhuriyet Yıllarında Türkiye Yahudileri dizisinin ilk cildi, 1923-1945 dönemindeki sistematik Türkleştirme siyaseti ve Türklerle Yahudiler arasındaki gerilimli ilişki üzerineydi. Elinizdeki kitap, 1946-1949 dönemini kapsıyor ve esas olarak Türkiyeli Yahudilerin 1948’de kurulan İsrail’e göçlerini, yani Aliya’yı anlatıyor. Yine son derece kapsamlı ve titiz bir arşiv çalışması yapan Rıfat N. Bali’nin amacı, göç karşısında siyasal iktidar, kamuoyu ve cemaat seçkinlerinin gösterdikleri tepkiyi gün ışığına çıkarmak ve Türkiyeli göçmenlerin İsrail’deki yaşamlarının ilk yıllarında karşılaştıkları zorlukları ve İsraillileşme süreçlerinin başlangıcını belgelemek. Binlerce Türkiyeli Yahudinin çok hızlı bir şekilde İsrail’e göç etmesi, kamuoyunda “yurttaşlık” ve “Türkiye’ye sadakat” tartışmaları yarattı. Yahudiler, Türkleşmemekle eleştirilip nankörlükle suçlandılar, ya da “zaten misafirdiler” denilerek uğurlandılar. Misafir konumunu içselleştirmiş olan, Türkleştirme politikaları ve ayrımcılıktan yılan ve en önemlisi binlerce yıllık bir hayalin gerçekleşmesinin yarattığı heyecanı duyumsayan alt-orta sınıf Türkiyeli Yahudiler, yeni kurulan ülkeye doğru çok zorlu bir yolculuğa çıktılar. Pek çoğu dost ve akrabalarını geride bıraktı. Bazıları yollarda, bazıları savaşlarda öldü. Tarımla hiç uğraşmadıkları halde çiftçi oldular, orduda görev aldılar ve zamanla yeni vatanlarına uyum sağladılar. Uyum sağlayamayanların bir kısmı geri döndü. Bu kitapta anlatılan, işte bu insanların hikâyesi; canlı, dokunaklı ve çarpıcı. Bu konuda Türkçe’de bir ilk olan kitabıyla Rıfat N. Bali, insanı öne çıkaran bir tarihyazımının son derece yetkin bir örneğini sunuyor ve bizlere, “geldiler ve gittiler”den çok daha fazlasının söylenmesi gerektiğini gösteriyor.